Dolar 43,2576
Euro 50,9057
Altın 6.835,39
BİST 12.851,49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Az Bulutlu
İstanbul
11°C
Az Bulutlu
Cum 12°C
Cts 13°C
Paz 15°C
Pts 16°C

Banliyö Trenleri: Kargo Devrimi mi?

Banliyö Trenleri: Kargo Devrimi mi?
17 Mayıs 2020 15:33



Bu makale, Birleşik Krallık’taki GB Railfreight (GBRf) tarafından yürütülen, kullanılmayan banliyö trenlerinin ekspres kargo teslimatı için yeniden kullanıma alınmasıyla ilgili yenilikçi denemeyi ele almaktadır. Bu girişim, geleneksel yük taşımacılığından önemli bir ayrışmayı temsil etmekte ve artan e-ticaret ve verimli tedarik zinciri yönetimi ihtiyacı ışığında lojistik sektörünün artan taleplerini karşılamak için mevcut demiryolu altyapısından yararlanmaktadır. Class 319 Elektrikli Çoklu Birim (EMU) treninin kullanıldığı bu deneme, yolcu vagonlarının yük işlemleri için uyarlanmasının potansiyelini incelemek için ilgi çekici bir vaka çalışması sunmakta, bu tür bir geçişin hem fırsatlarını hem de zorluklarını vurgulamaktadır. Analiz, denemeyle ilgili operasyonel yönleri, çevresel etkilerini ve bu yaklaşımın Birleşik Krallık içinde ve potansiyel olarak küresel olarak daha geniş bir şekilde benimsenme potansiyelini derinlemesine inceleyecektir. Ayrıca, bu yeni yük taşımacılığı yaklaşımının uzun vadeli sürdürülebilirliğini ve ekonomik uygulanabilirliğini de tartışacağız.

Yük İçin Banliyö Trenlerinin Yeniden Kullanımı: Yeni Bir Yaklaşım

GBRf denemelerinin özünü, parsel teslimatına alışılmadık bir yaklaşımı oluşturmaktadır: emekli Class 319 EMU banliyö trenlerinin yeniden kullanılması. Başlangıçta yolcu taşımacılığı için tasarlanan bu trenler, büyük miktarda parsel taşıyabilecek şekilde uyarlanmıştır. Bu, kargo kapasitesini maksimize etmek için koltukların çıkarılmasını ve Birleşik Krallık genelindeki ana hat istasyonlarında verimli yükleme ve boşaltma için standart rulo kafeslerinin kullanılmasını içermiştir. Class 319’un (azami hız 100 mph) doğal hız avantajı, geleneksel karayolu bazlı teslimat yöntemlerine kıyasla önemli zaman tasarrufu sağlamaktadır. Bu, özellikle zaman duyarlı mallar ve verimli tedarik zinciri yönetimi için çok önemlidir. Mevcut demiryolu altyapısının kullanımı, mevcut ulaşım ağlarında kesintiyi en aza indirir. Yükleme ve boşaltma için mevcut ana hat istasyonlarının kullanılabilmesi, ayrı yük merkezlerinin kurulmasıyla ilgili lojistik karmaşıklığı ve maliyetleri önemli ölçüde azaltmaktadır.

Operasyonel Verimlilik ve Lojistik Hususlar

Başarılı deneme, kullanılmayan banliyö trenlerinin parsel teslimatı için kullanılmasının fizibilitesini göstermiştir. Standart rulo kafeslerin kullanımı, ana hat istasyonlarındaki mevcut taşıma ekipmanlarıyla uyumluluğu sağlayarak bu yeni hizmetin entegrasyonunu basitleştirir. Class 319 ünitelerinin yüksek hızlı kapasitesi, karayolu taşımacılığına kıyasla transit sürelerini önemli ölçüde azaltır. Bununla birlikte, zorluklar devam etmektedir. Koltukların çıkarılmasından sonra bile, tek bir trenin kapasitesi, aşırı yüksek hacimli teslimatlar için sınırlayıcı bir faktör olabilir; bu nedenle optimize edilmiş planlama ve potansiyel olarak birden fazla tren konuşlandırması gerekir. Parsellere son kilometre teslimat sistemleriyle – parsellere istasyondan son hedeflerine kadar hareket – sorunsuz entegrasyon, bu modelin başarısı için çok önemlidir. Elektrikli araçların muhtemelen kullanıldığı verimli son kilometre çözümleri, çevresel etkiyi en aza indirmek ve sistemin genel verimliliğini korumak için çok önemlidir.

Çevresel Etki ve Sürdürülebilirlik

Deneme, daha sürdürülebilir yük taşımacılığına doğru potansiyel olarak önemli bir adım sergilemektedir. Demiryolu yük taşımacılığı, ton kilometre başına doğal olarak karayolu yük taşımacılığına kıyasla daha düşük karbon emisyonları üretir. Mevcut demiryolu altyapısının kullanılması, daha fazla karayolu yapımına ve bununla ilgili çevresel etkiye olan ihtiyacı azaltır. Dahası, elektrikli son kilometre teslimatıyla potansiyel entegrasyon, çevresel ayak izini daha da azaltmaktadır. Bu, daha geniş sürdürülebilirlik hedefleriyle ve çevre dostu lojistik çözümlerine yönelik artan talebiyle uyumludur. Karayolundan demiryoluna yönlendirilen yüklerden dolayı yollardaki azalan tıkanıklık da şehir merkezlerindeki hava kirliliğini azaltmaya katkıda bulunur.

Ekonomik Uygunluk ve Gelecek Beklentileri

Bu yaklaşımın ekonomik uygulanabilirliği, çeşitli faktörlere bağlıdır: trenlerin yeniden kullanıma alınma maliyeti, işletme maliyetleri (ekip, bakım ve enerji tüketimi dahil) ve parsel teslimat hizmetleri için fiyatlandırma yapısı. Karayolu taşımacılığına kıyasla rekabetçi fiyatlandırma, müşteri çekmek ve karlılık sağlamak için çok önemlidir. Sürdürülebilir ulaşımı teşvik etme bağlamında, özellikle hükümet desteği ve teşvikler, bu modelin benimsenmesini desteklemede kritik bir rol oynayabilir. Bununla birlikte, uzun vadeli maliyet tasarruflarının potansiyeli, azaltılmış yakıt tüketimi, karayollarına kıyasla demiryolu altyapısının daha düşük bakım maliyetleri ve tedarik zincirlerinde verimlilik artışı potansiyeli göz önüne alındığında önemli ölçüde büyüktür.

Sonuçlar

GBRf denemeleri, yük taşımacılığı alanında önemli bir gelişmeyi temsil etmekte olup, ekspres parsel teslimatı için kullanılmayan banliyö trenlerinin kullanılmasının fizibilitesini ve potansiyel faydalarını göstermektedir. Mevcut demiryolu altyapısının başarılı entegrasyonu, standart rulo kafeslerin kullanımı ve Class 319 EMU’ların doğal hızı, verimli ve sürdürülebilir lojistik için ilgi çekici bir çözüm sergilemektedir. Kapasitenin optimize edilmesi ve son kilometre teslimat çözümlerinin entegre edilmesiyle ilgili zorluklar devam ederken, azaltılmış karbon emisyonları ve yol tıkanıklığı ile çevresel avantajlar inkar edilemez. Modelin ekonomik uygulanabilirliği, işletme maliyetleri ve hükümet desteği gibi faktörlere bağlıdır. Bununla birlikte, uzun vadeli maliyet tasarrufları potansiyeli ve küresel sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumluluk, bu yenilikçi yaklaşımı yük taşımacılığının geleceği için umut verici bir yol haline getirmekte, daha fazla yatırım ve araştırmayı hak etmektedir. Mevcut vagonların yeni amaçlar için uyarlanması ve daha geniş tedarik zincirlerine entegre edilmesi, benzer lojistik zorluklarla karşı karşıya kalan diğer bağlamlar ve ülkelerde değerli dersler ve çoğaltma potansiyeli sunmaktadır. Optimize edilmiş kapasite kullanımına, verimli son kilometre teslimat stratejilerine ve kapsamlı yaşam döngüsü maliyet analizine ilişkin daha fazla araştırma, bu dönüştürücü yük taşımacılığı yaklaşımının tam potansiyelinin gerçekleştirilmesinde çok önemli olacaktır.