Helsinki Tramvay İhalesi: Škoda’nın İtirazları ve Raylı Sistem Rekabeti
Helsinki tramvay ihalesinde Škoda’nın diskalifiyesi, rekabet tartışması yarattı. İhalenin şeffaflığı sorgulanırken, demiryolu sektöründe rekabetin önemi bir kez daha gündeme geldi.
Helsinki Tramvay İhalesinde Rekabet Tartışmaları: Škoda Transtech’in Şikayeti
Helsinki’de, toplu taşıma sisteminin vazgeçilmezi olan tramvayların yenilenmesi ve genişleyen altyapıya entegre edilmesi amacıyla açılan 1.6 milyar Euro değerindeki devasa bir ihale, raylı sistemler sektöründe rekabet ve şeffaflık tartışmalarını alevlendirdi. Çek Cumhuriyeti merkezli Škoda Transtech şirketinin, Finlandiya Ulaştırma Otoritesi (Pääkaupunkiseudun Kaupunkiliikenne) tarafından ihaleden diskalifiye edilmesi üzerine Finlandiya Pazar Mahkemesi’ne yaptığı başvuru, sürecin adil olup olmadığı yönündeki soru işaretlerini artırıyor. Bu makalede, ihale sürecini, Škoda Transtech’in iddialarını ve sektördeki rekabet dinamiklerini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Demiryolu sektörünün geleceği açısından kritik öneme sahip olan bu gelişme, sadece Finlandiya özelinde değil, uluslararası alanda da benzer ihale süreçlerine ışık tutuyor.
İhale Süreci ve Karar Mekanizması
Helsinki Metropolitan Bölgesi Ulaşım Otoritesi tarafından 6 Ekim 2025 tarihinde gerçekleştirilen ihalede, Škoda Transtech’in teklifi değerlendirmeye alınmadan reddedildi ve sadece tek bir teklif kabul edildi. Bu durum, ihale sürecinin temel prensiplerinden olan rekabet ve şeffaflık ilkeleriyle çelişiyor gibi görünmektedir. İhaleyi kazanan şirket ise İsviçre merkezli Stadler Polska oldu. İhale dokümanlarında, 30 adet tek yönlü (A Tipi) ve 33 adet çift yönlü (B Tipi) tramvay alımı öngörülüyordu. Ayrıca, yedek parça, teknik destek ve bakım hizmetleri de ihale kapsamındaydı. Bu kapsamlı hizmetler, ihalenin değerini önemli ölçüde artırmaktaydı.
İhale sürecinde yaşanan bu gelişmeler, özellikle tekliflerin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmemesi ve gerekçelerin yetersizliği nedeniyle eleştirilere yol açtı. Škoda Transtech, ihaleden çıkarılma gerekçelerinin yüzeysel olduğunu ve tekliflerinin, özellikle yaşam döngüsü maliyetleri gibi kriterler dikkate alındığında daha avantajlı olduğunu savunuyor. Bu durum, ihale kararının, başlangıçta öngörülen bütçeyi aştığı yönünde sinyaller veren ve Stadler Polska’nın teklif fiyatının yüksek olduğu iddialarını güçlendiren bir senaryoya işaret ediyor. İhale kararının Helsinki ve Vantaa şehir konseyleri tarafından onaylanması gerekiyor olması da bu durumu destekler nitelikte.
Škoda Transtech’in İtirazları ve Gerekçeleri
Škoda Transtech, ihaleden diskalifiye edilme gerekçelerinin, tekliflerinin detaylı bir şekilde değerlendirilmesini engellemek için öne sürüldüğünü iddia ediyor. Şirket, tekliflerinin ihale şartnamesine tamamen uygun olduğunu ve bütçe dahilinde kaldığını belirtiyor. Ayrıca, tekliflerinde Finlandiya’da kanıtlanmış teknolojiler kullandıklarını vurguluyorlar. Škoda Transtech CEO’su Petr Novotný’nin de belirttiği gibi, ihalelerde rekabetin sağlanması, müşterilerin fiyat, yaşam döngüsü maliyetleri ve genel değer açısından karşılaştırma yapabilmelerine olanak tanımalıdır. Bu durum, adil rekabet, eşitlik ve şeffaflık ilkelerine uygun bir ihale süreci için elzemdir.
Şirketin itirazları, özellikle tekliflerin değerlendirilme süreci ve sunulan gerekçelerin yetersizliği üzerinde yoğunlaşıyor. İki yıl süren bir sürecin ardından, herhangi bir değerlendirme yapılmadan bir teklifin reddedilmesi, ihale mevzuatına ve rekabet ilkelerine aykırı bir durum olarak değerlendiriliyor. Bu durum, demiryolu sektöründe faaliyet gösteren diğer şirketlerin de benzer endişeler taşımasına neden oluyor. Şirket, bu ihaledeki itirazlarını Finlandiya Pazar Mahkemesi’ne taşıyarak, sürecin adil ve şeffaf bir şekilde yürütülmesini talep ediyor.
Sektördeki Rekabet ve Şeffaflığın Önemi
Demiryolu sektörü, büyük ölçekli altyapı projeleri ve yüksek maliyetler nedeniyle yoğun rekabetin yaşandığı bir alandır. Bu sektörde, ihale süreçlerinin adil, şeffaf ve rekabetçi olması, hem kamu kaynaklarının etkin kullanımı hem de sektördeki oyuncuların sağlıklı bir şekilde gelişimi için hayati öneme sahiptir. Uluslararası Demiryolları Birliği (UIC) gibi kuruluşlar, bu tür süreçlerin standartlara uygun bir şekilde yürütülmesini teşvik etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) gibi ulusal demiryolu işletmeleri de, ihale süreçlerinde şeffaflığı ve rekabeti sağlamak için çeşitli düzenlemeler yapmaktadır. Bu düzenlemeler, sektördeki şirketlerin adil bir ortamda yarışmasını ve en iyi tekliflerin değerlendirilmesini amaçlamaktadır.
Rekabetin sağlanması, demiryolu projelerinin maliyetini düşürmeye, inovasyonu teşvik etmeye ve hizmet kalitesini artırmaya yardımcı olur. Şeffaflık ise, yolsuzluk riskini azaltır ve kamuoyunun güvenini kazanır. Bu nedenle, Helsinki tramvay ihalesinde yaşanan gelişmeler, sektördeki tüm paydaşlar için önemli dersler içermektedir. İhale süreçlerinin, uluslararası standartlara ve iyi uygulama örneklerine uygun olarak yürütülmesi, sektörün sürdürülebilirliği ve gelişimi açısından kritik öneme sahiptir.
Geleceğe Yönelik Çıkarımlar ve Öngörüler
Helsinki tramvay ihalesinde yaşananlar, demiryolu sektöründe rekabetin ve şeffaflığın korunması gerektiğinin bir kez daha altını çizmektedir. Škoda Transtech’in itirazları, ihale süreçlerinin daha dikkatli bir şekilde yürütülmesi, değerlendirme kriterlerinin net bir şekilde belirlenmesi ve tüm tekliflerin eşit şartlarda değerlendirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu tür olaylar, gelecekteki ihalelerde daha fazla şeffaflık ve adil rekabetin sağlanması için önemli birer uyarı niteliğindedir.
Geleceğe yönelik olarak, demiryolu sektöründe daha fazla dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yenilikçi teknolojilerin kullanılması beklenmektedir. Bu durum, ihale süreçlerinin daha karmaşık hale gelmesine ve daha detaylı değerlendirmelerin yapılmasına neden olacaktır. Bu nedenle, ihale komisyonlarının teknik yeterliliği, şeffaflığı ve adil rekabet ilkelerine olan bağlılığı daha da önem kazanacaktır. Ayrıca, yaşam döngüsü maliyetleri, çevresel etkiler ve enerji verimliliği gibi kriterlerin değerlendirme süreçlerinde daha fazla yer alması, sektörün sürdürülebilirliğine katkı sağlayacaktır. Helsinki tramvay ihalesinden çıkarılacak dersler, demiryolu sektörünün geleceği için daha adil, şeffaf ve rekabetçi bir ortamın oluşturulmasına yardımcı olacaktır.