Dolar 43,4986
Euro 51,3276
Altın 6.855,15
BİST 13.825,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 7°C
Az Bulutlu
İstanbul
7°C
Az Bulutlu
Çar 13°C
Per 15°C
Cum 14°C
Cts 14°C

Eurostar’ın COVID-19 Krizi: Hayatta Kalma Savaşı

Eurostar’ın COVID-19 Krizi: Hayatta Kalma Savaşı
8 Şubat 2021 06:14



COVID-19 pandemisi, küresel ulaşım ağlarını derinden etkilemiş ve yüksek hızlı demiryolu hizmetleri de bu durumdan nasibini almıştır. Bu makale, Londra’yı Avrupa kıtasına bağlayan uluslararası yolcu demiryolu hizmeti Eurostar’ın mali sıkıntılarını ve ardından hükümetten mali yardım talebini inceliyor. Pandemiyle ilgili seyahat kısıtlamaları nedeniyle yolcu sayılarında yaşanan emsalsiz düşüş, Eurostar’ın mali sürdürülebilirliğini büyük ölçüde zorlamış, operasyonel modelinin eleştirel bir şekilde gözden geçirilmesini ve önemli ölçüde hükümet müdahalesi talebini gerekli kılmıştır. Makalede, Eurostar’ın karşılaştığı özel zorluklar, mali yardım talebinin doğası, bu yardımı sağlamada yer alan jeopolitik karmaşıklıklar ve uluslararası yüksek hızlı demiryolu operasyonları üzerindeki potansiyel uzun vadeli etkiler ele alınacaktır. Analiz, hat erişim ücretlerinin (TAC – Track Access Charges) inceliklerine, Eurostar’ı destekleyen mali yapılandırmalara ve Avrupa’daki sınır ötesi demiryolu işbirliğinin daha geniş kapsamlı etkilerine inececektir.

Pandeminin Eurostar Yolcu Sayıları Üzerindeki Yıkıcı Etkisi

COVID-19 pandemisinin başlaması ve ardından uygulanan sıkı seyahat kısıtlamaları, Eurostar’ın yolcu sayılarında felaket niteliğinde bir düşüşe yol açmıştır. Yolcu sayıları, pandemi öncesi seviyelere kıyasla yaklaşık %95 oranında düşmüş ve hizmeti mali açıdan sürdürülemez hale getirmiştir. Seçili hatlarda neredeyse tam kapasiteli operasyonlardan %10’luk doluluk oranına kadar olan bu dramatik azalma, şirketi potansiyel iflas gerçeğiyle yüzleşmeye zorlamıştır. Gelir akışlarındaki azalma, acil bir likidite krizi yaratmış, tüm operasyonun uzun vadeli sürdürülebilirliğini tehdit etmiş ve binlerce iş kaybına yol açma riskini doğurmuştur. Bu düşüşün ani ve dramatik doğası, özellikle uluslararası yolcu seyahatine bağlı olan yüksek hızlı demiryolu hizmetlerinin, dış şoklara karşı ne kadar savunmasız olduğunu vurguluyor. Yüksek yolcu hacimlerine büyük ölçüde bağımlı olan mevcut mali model, bu kadar derin ve hızlı bir düşüşe dayanacak kadar yeterli olmamıştır.

Eurostar’ın Hükümet Desteği Talebi

Varoluşsal bir tehdit ile karşı karşıya kalan Eurostar, ana hissedarı olan İngiltere hükümetinin yanı sıra Fransız ulusal demiryolu şirketi SNCF (Société Nationale des Chemins de fer Français) ve Belçika ile Hollanda’daki diğer paydaşlardan mali yardım talep etmiştir. Şirketin talebi, havayolu şirketlerine sağlananlara benzer, hükümet destekli kredilere erişimi ve İngiltere’nin yüksek hızlı demiryolu altyapısını kullanmak için alınan hat erişim ücretlerinde (TAC) geçici bir azalmayı içeriyordu. Bu ikili yaklaşım, işletme maliyetlerini karşılamak için köprü finansmanına olan acil ihtiyacı ve yapısal mali zorlukları ele almak için uzun vadeli bir stratejiyi yansıtmaktadır. Azaltılmış TAC talebi, mevcut maliyet yapısının sınırlamalarını ve daha normal çalışma koşullarında bile kar marjları üzerindeki baskıyı vurguluyor.

Finansman Sağlamada Jeopolitik Zorluklar

Eurostar’ın benzersiz jeopolitik konumu nedeniyle mali destek sağlamak karmaşık bir girişim olmuştur. Şirketin, önemli Fransız ve İngiliz katılımıyla uluslararası mülkiyet yapısı, yargısal belirsizlikler yaratmış ve finansmanı sağlamada gecikmelere katkıda bulunmuştur. Eurostar’ın “İngiliz hükümeti tarafından Fransız, Fransız hükümeti tarafından İngiliz” olarak nitelendirilmesi, farklı ulusal çıkarlar ve öncelikleri yönetmedeki zorlukları vurgulamıştır. Bu durum, özellikle kriz zamanlarında uluslararası altyapı projeleri için uyumlu ve koordineli mali desteğin sağlanmasının zorluklarını göstermektedir. Sınır ötesi sorunsuz işbirliğinin eksikliği, uluslararası ulaşım altyapısının finansmanı ve yönetimi için geliştirilmiş uluslararası işbirliği mekanizmalarına duyulan ihtiyacı vurguluyor.

Manş Tüneli Demiryolu Seyahatinin Geleceği

Eurostar krizi, uluslararası yüksek hızlı demiryolu sistemlerinin öngörülemeyen olaylar karşısındaki kırılganlığının çarpıcı bir hatırlatıcısıdır. Pandeminin etkisi, bu tür operasyonlar için sağlam acil durum planlamasının ve mali dayanıklılığın önemini vurgulamıştır. Ayrıca, mali zorlukları ele almada ve önemli sınır ötesi altyapının uzun vadeli sürdürülebilirliğini sağlamada daha iyi uluslararası koordinasyonun gerekliliğini vurgulamıştır. Eurostar’ın hükümet yardım talebinin sonucu, Manş Tüneli demiryolu seyahatinin geleceği için önemli sonuçlara sahip olacak ve diğer uluslararası demiryolu operatörlerinin gelecekteki krizlere nasıl yanıt vereceği konusunda bir emsal oluşturacaktır. Bu olay, dış şokları absorbe edebilen daha esnek ve dayanıklı bir mali çerçeveye ve kritik ulaşım bağlantılarının korunmasında uluslararası işbirliğinin önemine işaret etmektedir.

Sonuçlar

Eurostar örneği, özellikle uluslararası faaliyet gösteren yüksek hızlı demiryolu operatörlerinin öngörülemeyen krizlere karşı ne kadar savunmasız olduğunu açıkça göstermektedir. COVID-19 pandemisi nedeniyle yolcu sayılarında yaşanan emsalsiz düşüş, Eurostar’ı hükümetlerden acil mali yardım talep etmeye zorlamıştır. Kısa vadeli kredileri ve hat erişim ücretlerinde azalmayı içeren şirketin talebi, şirketin tehlikeli mali durumunu ve mevcut operasyonel modelinin sınırlamalarını vurgulamıştır. Bu yardımı sağlamadaki zorluklar, kısmen ikili İngiliz ve Fransız nitelendirmesinden kaynaklanarak, sınır ötesi altyapı ile uğraşırken uluslararası yargı alanlarını ve siyasi hususları yönetmenin karmaşıklığını vurgulamıştır. Eurostar’ın ve benzeri uluslararası demiryolu hizmetlerinin geleceği, çok yönlü bir yaklaşıma bağlıdır: Geliştirilmiş mali dayanıklılık, sağlam acil durum planlaması ve gelecekteki kesintileri yönetmek için güçlendirilmiş uluslararası işbirliği. Bu krizden alınan dersler, küresel ölçekte daha sürdürülebilir ve dayanıklı yüksek hızlı demiryolu sistemleri geliştirmek ve bu hayati ulaşım bağlantıları gelecekteki öngörülemeyen olaylara dayanabilmesini sağlamak için çok önemlidir. Sınır ötesi demiryollarının uzun vadeli başarısı, daha fazla esneklik ve paydaşlar arasında paylaşılan sorumluluk ve risk yönetimi için sağlam bir çerçeve içeren mali modellerin yeniden değerlendirilmesini gerektirir. Sadece böyle kapsamlı bir yaklaşımla, uluslararası demiryolunun bağlantıyı ve ekonomik büyümeyi teşvik etmedeki hayati rolü güvence altına alınabilir.