Stadler’in SBB İtirazı: Çift Katlı Tren İhalesinde Şeffaflık Çağrısı
Stadler’den SBB çift katlı tren ihalesine itiraz: Şeffaflık vurgusu. İsviçre’deki ihalede Siemens’e verilen karara itiraz geldi. Demiryolu sektöründe şeffaflık arayışı.
Stadler’in SBB Çift Katlı Tren İhalesi İtirazı: Şeffaflık Çağrısı
İsviçre demiryolu sektöründe önemli bir gelişme yaşanıyor. İsviçre Federal Demiryolları’nın (SBB) 116 adet çift katlı tren için açtığı devasa ihaleyi Siemens Mobility’ye vermesi, sektörün önde gelen oyuncularından Stadler tarafından itirazla karşılandı. Stadler, bu karara karşı İsviçre Federal İdari Mahkemesi’ne resmi başvurusunu yaptı. Şirket, kamuoyunun beklentisi olan şeffaflığın sağlanması için bağımsız bir değerlendirmenin hayati önem taşıdığını savunuyor. Bu durum, Avrupa’daki demiryolu ihale süreçlerindeki rekabetin ve şeffaflık ihtiyacının altını çizen önemli bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.
Rekabetçi Bir Pazarda Çift Katlı Tren İhalesi: İtirazın Arka Planı
SBB’nin 7 Kasım 2025 tarihinde aldığı ihale kararının ardından Stadler, değerlendirme matrisini detaylı bir şekilde inceledi. Şirket, değerlendirmede önemli tutarsızlıklar olduğunu, özellikle teklifleri arasındaki fiyat farkının sadece %0.6 gibi çok düşük bir oranda olmasını vurguluyor. Stadler’in teklifi, SBB tarafından 2012’den beri işletilen ve %99 gibi olağanüstü bir maksimum kullanılabilirlik oranına sahip, kanıtlanmış bir çift katlı tren modeline dayanıyordu. Stadler’in dünya çapında 14 ülkede 700’den fazla bu tür tren satışı bulunuyor. Bu durum, Stadler’in sektördeki deneyimini ve ürünlerinin güvenilirliğini ortaya koyuyor.
Stadler CEO’su Peter Spuhler, değerlendirme sonucuna şaşkınlığını dile getirerek, “Kararı dikkatle inceledikten sonra değerlendirmeyi hala anlayamıyoruz. Bu nedenle, usule uygun olarak Federal İdari Mahkemesi’ne itiraz etmeye karar verdik. Bu kurum, bağımsız bir yargı mercii olarak kararın doğruluğunu teyit etmelidir.” dedi. Stadler, SBB tarafından sağlanan belgelerin, değerlendirmeyle ilgili birçok soruyu yeterince açıklamadığını ve SBB ile yapılan açıklama görüşmelerinin de tatmin edici olmadığını belirtti.
Sürdürülebilirlik ve Operasyonel Kanıtlanmışlık Arasındaki Farklılıklar
Stadler için en önemli itiraz noktalarından biri, sürdürülebilirlik kategorisinde, kazanan teklifin sadece yarısı kadar puan alması oldu. Bu durum, Stadler’in tüm treni İsviçre içinde üretme, nakliye rotalarını en aza indirme ve alüminyum profiller dahil olmak üzere bileşenleri İsviçre şirketlerinden tedarik etme taahhüdüne rağmen gerçekleşti. Stadler, “sadece kağıt üzerinde var olan” bir trenin, uzun yıllardır güvenilir operasyonel veriler sunan kanıtlanmış çift katlı modelinden daha yüksek puan almasının akılcılığını sorguluyor. Bu durum, demiryolu ihalelerinde sürdürülebilirlik kriterlerinin uygulanmasındaki şeffaflık ve tutarlılık konusundaki endişeleri artırıyor.
İhale Detayları ve Stratejik Etkileri
Siemens Mobility’ye verilen ve değeri 2.1 milyar Euro olan ihale, SBB’nin Zürih ve batı İsviçre’deki S-Bahn ağında 30 yıldan uzun süredir hizmet veren eski filolarını değiştirmeyi amaçlıyor. Yeni 150 metre uzunluğundaki trenler, 540 koltuk ve sekiz çok amaçlı alana sahip olacak. Çift katlı modda çalıştırıldığında 300 metre uzunluğunda olacaklar ve %30 artırılmış çok amaçlı alanlarla birlikte 585 koltuk sunacaklar. Yeni demiryolu araçlarının 2030’da hizmete girmesi planlanıyor; 95 tren Zürih S-Bahn ağına ve 21 tren ise Vaud, Valais ve Fransa’nın Annemasse bölgeleri dahil olmak üzere batı İsviçre’deki bölgesel ekspres hatlarına atanacak.
Bu çerçeve anlaşması, 116 tren için kesin sipariş ve ek 84 tren için opsiyon içermesiyle, İsviçre’nin demiryolu altyapısına yapılan önemli bir yatırımı temsil ediyor. İsviçre ekonomisine önemli katkı sağlayan ve katma değerinin yaklaşık %80’ini yurt içinde üreten Stadler, 200’den fazla yerel tedarikçiyle (çoğu KOBİ) işbirliği yaparak, İsviçre pazarına ve SBB ile ortaklığına olan bağlılığını yineledi. Bu itiraz, Avrupa demiryolu imalat sektöründeki sıkı rekabeti ve titiz incelemeyi gözler önüne seriyor ve büyük kamu taşımacılığı sözleşmeleri için sağlam ve şeffaf tedarik süreçlerinin önemini vurguluyor.
Sonuç: Demiryolu Sektöründe Şeffaflık ve Rekabetin Önemi
Stadler’in SBB çift katlı tren ihalesine yaptığı itiraz, demiryolu sektöründeki rekabetin ve şeffaflık ihtiyacının altını çizen önemli bir olaydır. İhalenin, kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve vatandaşların güveninin sağlanması açısından şeffaf ve adil bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. İtirazın sonucu, hem Stadler hem de diğer sektör oyuncuları için önemli bir emsal teşkil edecek ve gelecekteki ihale süreçlerini etkileyebilir. Bu tür davalar, demiryolu sektörünün gelişiminde önemli bir rol oynayarak, daha yenilikçi ve verimli çözümlerin ortaya çıkmasını teşvik edebilir. Gelecekte, demiryolu ihalelerinde sürdürülebilirlik ve yerel tedarik gibi faktörlerin daha fazla önem kazanması beklenirken, bu süreçlerin şeffaflığına yönelik beklentiler de artacaktır.