Keolis-Toluna Araştırması: Yolcuların Yeni Talepleri
Keolis ve Toluna, 11 ülkede 8.000 katılımcıyla yaptığı araştırmayla %52 yolcunun ağ yatırımına destek verdiğini onayladı.
Keolis ve Toluna’nın 11 ülkede 8.000 katılımcıyla yaptığı küresel mobilite araştırması, toplu taşımada güvenli, sık ve uygun fiyatlı hizmet talebini ortaya koyarken, dijital dışlanma ve bölgesel araç bağımlılığı sorunlarına dikkat çekti. Yolcuların üçte biri dijital beceri eksikliği nedeniyle bazı hizmetleri bıraktı.
PARİS, FRANSA – Keolis, pazar araştırma firması Toluna ile ortaklaşa yürüttüğü Keoscopie küresel toplu taşıma araştırmasının 2025-2026 yılları arasındaki bulgularını yayımladı. 11 ülkede 20 metropol bölgesinden 8.000 kişinin katıldığı çalışma, yolcu önceliklerini belirledi ve toplu taşımaya yoğun ülkelerde katılımcıların %52’sinin yol altyapısı yerine ağ yatırımının artırılmasını desteklediğini gösterdi.
Düzenlemeye Ait Temel Bilgiler
| Kategori | Detay / Veri |
|---|---|
| Düzenleme / Politika Adı | Keolis-Toluna Keoscopie Küresel Mobilite Araştırması |
| Toplam Değer | Açıklanmadı |
| İlgili Kurumlar | Keolis, Toluna |
| Tamamlanma Tarihi | Araştırma 2025-2026 yılları arasında yapıldı |
| Ülke / Koridor | Küresel (11 ülke incelendi) |
Düzenleme Neleri Kapsıyor?
Keoscopie araştırması, dünya genelindeki ulaştırma yetkililerinin evrensel yolcu taleplerini yerel operasyonel gerçekliklerle uzlaştırmaya çalışırken karşılaştığı kritik politika ve düzenleyici zorlukları özetliyor. Küresel olarak yolcular, daha düşük ücretler, daha yüksek hizmet sıklığı ve iyileştirilmiş güvenlik olmak üzere üç önceliği vurguluyor; kullanıcıların %80’i algılanan güvenlik tehditlerinden kaçınmak için kişisel stratejiler benimsiyor.
Çalışma, toplu taşıma merkezli bölgeler ile araç bağımlısı alanlar arasında önemli bir politika ayrımı olduğunu ortaya koyuyor. Boston ve Melbourne gibi şehirlerde yaşayanların %30’a varan bir kısmı hala toplu taşıma genişlemesi yerine yol trafiği koşullarını ve park etme imkanlarını önceliklendiriyor. Ayrıca, belirgin bir dijital bölünme de gözlemlendi: Haydarabad’daki katılımcıların %52’si ve Kopenhag ile Dubai’deki katılımcıların %38’i yetersiz dijital okuryazarlık nedeniyle bazı toplu taşıma hizmetlerini kullanmayı bıraktı. Bu dijital dışlanma, daha geniş bir yapısal zorluğa işaret ediyor: Yolcuların %80’i dijital biletleme ve gerçek zamanlı uygulamalara güvenirken, toplu taşıma kurumları dijital olmayan erişimi tamamen kaldırmaları halinde savunmasız demografik grupları yabancılaştırma riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Bu Düzenleme Küresel Standartlar Açısından Ne İfade Ediyor?
Toplu taşıma sistemlerine yönelik yüksek beklentiler, pazara göre büyük ölçüde değişen önemli bölgesel altyapı yatırımları ve iş gücü hazırlığı gerektiriyor. Hollanda’da, toplu taşıma kültürünün oldukça yerleşik olduğu ve Amsterdam gibi şehirlerde ücretsiz toplu taşımaya desteğin istisnai derecede güçlü olduğu göz önüne alındığında, demiryolu sinyalizasyon pazarının yüksek yoğunluklu, yüksek frekanslı operasyonları desteklemek için 2035 yılına kadar istikrarlı bir şekilde büyümesi bekleniyor (Kaynak: IndexBox, 2026). Bu durum, ABD gibi araç bağımlısı bölgelerle tezat oluşturuyor; burada varsayımsal yatırım bütçelerinin sadece %36’sı toplu taşımaya ayrılırken, İskandinav ve Benelüks bölgelerinde bu oran %52’ye ulaşıyor. Karşılaştırmalı olarak, UITP Küresel Toplu Taşıma Barometresi, Avrupa şehirlerinin belediye bütçelerinin ortalama %45’ini sürdürülebilir mobiliteye ayırdığını belirtiyor ki bu, Keoscopie araştırmasında İskandinav ve Benelüks ülkelerinde bulunan %52’lik toplu taşıma yatırım tercihiyle yakından örtüşüyor (Kaynak: UITP, 2024).
Ayrıca, çalışmada belirlenen dijital beceri açığı – Haydarabad sakinlerinin %52’sinin dijital toplu taşıma araçlarıyla zorlanması – daha geniş teknik hazırlık zorluklarını yansıtıyor. Tıpkı hızlı ağ evriminin eski eğitim yöntemleri nedeniyle telekom iş gücü hazırlık sorunlarına yol açması gibi, toplu taşıma operatörleri de ilgili kamu okuryazarlığı programları olmadan gelişmiş dijital biletlemeyi uygularken performans boşlukları ve yolcu sürtüşmesi yaşıyor (Kaynak: RCR Wireless, 2026). Bu operasyonel gerilim, daha geniş bir endüstriyel genişlemenin ortasında meydana geliyor; örneğin, demiryolu tedarik zinciri ortakları artan finansal faaliyetler görüyor; Indef Manufacturing Consolidated, Mart 2026’da net satışlarını yıllık bazda %28,44 artırarak 68,04 crore rupiye çıkarırken, Delta Standalone %17,59 büyüyerek 18,49 crore rupiye ulaştı, bu da destekleyici endüstriyel sektörlerde güçlü sermaye harcamalarına işaret ediyor (Kaynak: Moneycontrol, 2026).
Not: Dijital beceri eksikliği nedeniyle toplu taşımayı bırakan yolcuların yüzdesine ilişkin karşılaştırılabilir küresel doğrulama verisi yayın tarihi itibarıyla mevcut değildi.
Editörün Değerlendirmesi
Yolcuların evrensel beklentileri ile mevcut politika uygulamaları arasındaki keskin tezat, kritik bir darboğazı ortaya koyuyor: operatörler, modern mobilite taleplerini eski finansman çerçeveleriyle çözmeye çalışıyor. Dijital bölünmeyi gidermek ve güvenlik endişelerini ele almak için, toplu taşıma otoriteleri dijital kapsayıcılığı ve fiziksel güvenliği operasyonel sonradan akla gelen unsurlar olarak değil, temel altyapının bir parçası olarak ele almalıdır.
Bu stratejik değişim, kentsel araç bağımlılığını azaltmak amacıyla akıllı, merkezi olmayan transit ağlarına öncelik veren daha geniş Avrupa trendiyle uyumlu bir yaklaşım sergiliyor (Kaynak: Avrupa Komisyonu, 2025).
Sıkça Sorulan Sorular
Toplu taşıma yolcularının küresel düzeydeki başlıca talepleri nelerdir?
Keoscopie araştırmasına göre, yolcular küresel olarak daha sık seferler, daha düşük ücretler ve toplu taşıma ağlarında ve çevresinde daha yüksek güvenlik seviyeleri talep ediyor. Bu beklentiler, Amsterdam’dan Haydarabad’a kadar farklı kentsel bağlamlarda aynı kalıyor.
Araç bağımlılığı, farklı bölgelerde toplu taşıma finansman tercihlerini nasıl etkiliyor?
Boston ve Melbourne gibi yüksek araç bağımlılığı olan bölgelerde, sakinlerin %30’a kadarı toplu taşıma yerine yol tıkanıklığı ve park yeri iyileştirmelerine öncelik veriyor. Sonuç olarak, ABD’deki katılımcılar varsayımsal bütçelerinin sadece %36’sını toplu taşıma gelişimine ayırırken, Benelüks ve İskandinav ülkelerinde bu oran %52’ye çıkıyor.
Neden birçok yolcu tamamen ücretsiz toplu taşımaya karşı çıkıyor?
Birçok yolcu, ücretsiz toplu taşımayı artan kalabalıklaşma, güvenlik endişeleri ve genel hizmet kalitesinde potansiyel bir düşüş riskiyle ilişkilendiriyor. Tamamen ücretsiz erişim yerine, ankete katılan vatandaşların çoğunluğu, ağ kalitesine yeniden yatırım yapılmasını sağlayan son derece uygun fiyatlı ve sübvanse edilmiş ücretleri tercih ediyor.